Osman Nuri Bakırcı, Çocuklarımızı Kaybetmeden onlara kulak verelim!

Osman Nuri Bakırcı: “Okullardaki öfke, şiddet ve akran zorbalığını yalnızca disiplin meselesi olarak görmeyelim; önce sebeplerini konuşalım”
Yüksek İnşaat Mühendisi Osman Nuri Bakırcı, okullarda çocuklar ve gençler arasında giderek daha fazla gündeme gelen kavga, öfke, tahammülsüzlük ve akran zorbalığına dikkat çekerek ailelere, eğitimcilere ve topluma önemli çağrılarda bulundu.
Bakırcı, çocukların davranışlarını yalnızca disiplin çerçevesinde değerlendirmek yerine, bu davranışların altında yatan nedenlerin anlaşılması gerektiğini belirterek, “Bir çocuğun davranışını düzeltmek istiyorsak önce o davranışın arkasındaki sebebi anlamalıyız. Çocuklarımızı suçlamak yerine onları dinleyelim” ifadelerini kullandı.
OKUL SADECE DERS ÖĞRETİLEN BİR YER DEĞİL
Okullar yalnızca matematik, Türkçe veya fen bilgisi gibi derslerin öğretildiği kurumlar değildir.
Çocuklarımız okulda aynı zamanda paylaşmayı, arkadaşlığı, farklılıklara saygı göstermeyi, birlikte yaşamayı ve kendilerini ifade etmeyi öğreniyor.
Ancak son dönemde bazı çocukların öfkelerini kontrol etmekte zorlandığı, küçük anlaşmazlıkların kavgaya dönüştüğü, dışlama, küçümseme ve akran zorbalığının yaşanabildiği görülüyor.
Peki çocuklarımız neden bu kadar gergin?
Bu sorunun cevabını yalnızca çocuklarda aramak yerine, onların içinde bulunduğu şartlara da bakmak gerekiyor.
ÇOCUKLARIMIZIN DÜNYASI DEĞİŞTİ
Bugünün çocukları, geçmiş nesillerden çok farklı bir ortamda büyüyor.
Telefonlar, sosyal medya, dijital oyunlar ve sürekli değişen görüntüler çocukların günlük yaşamının önemli bir parçası haline geldi.
Çocuklar çok küçük yaşlarda dahi yetişkin dünyasına ait tartışmalarla, şiddet içeren görüntülerle, gösterişli yaşamlarla ve gerçekçi olmayan başarı hikâyeleriyle karşılaşabiliyor.
Bunun yanında sınav baskısı, gelecek kaygısı, arkadaş çevresinde kabul görme isteği ve ailelerin beklentileri de çocuklar üzerinde ciddi bir baskı oluşturabiliyor.
Bu nedenle okulda yaşanan her öfke patlamasını yalnızca “disiplinsizlik” olarak değerlendirmek, sorunun temelini görmemize engel olabilir.
AKRAN ZORBALIĞINI NORMALLEŞTİRMEYELİM
Bir çocuğun başka bir çocuğu sürekli aşağılaması, dışlaması, korkutması veya küçük düşürmesi “Çocuk işte, olur böyle şeyler” denilerek geçiştirilmemelidir.
Aynı şekilde zorbalığa maruz kalan bir çocuğun sessiz kalması da “Bir şeyi yok” şeklinde değerlendirilmemelidir.
Çocuklarımız arasında merhamet, saygı ve empati duygularını güçlendirmeliyiz.
Burada yalnızca zorbalığa uğrayan çocuğa sahip çıkmak değil, zorbalık yapan çocuğun neden böyle davrandığını da anlamaya çalışmak gerekiyor.
Çünkü amaç çocuklarımızı kaybetmek değil, onları kazanmak olmalıdır.
AİLELER OLARAK ÖNCE BİZ ÖRNEK OLMALIYIZ
Çocuğumuza “Bağırma” deyip evde bağırıyorsak, “Telefonu bırak” deyip sofrada telefonla ilgileniyorsak, “İnsanlara saygılı ol” deyip onun yanında başkalarını küçümsüyorsak verdiğimiz mesaj ile davranışlarımız arasında çelişki oluşur.
Çocuklarımız yalnızca söylediklerimizi değil, davranışlarımızı da görüyor.
Bu nedenle değişime önce kendimizden başlamalıyız.
Çocuğumuza yalnızca okul notlarını sormak yerine zaman zaman;
“Bugün nasılsın?”
“Seni üzen bir şey oldu mu?”
“Konuşmak istediğin bir konu var mı?”
diye de sormalıyız.
Bazen bir çocuğun ihtiyacı yeni bir telefon değil, annesiyle veya babasıyla geçireceği bir saatlik samimi bir sohbet olabilir.
ÖĞRETMENİ YALNIZ BIRAKAMAYIZ
Okullarda yaşanan her sorunun öğretmenler tarafından tek başına çözülmesini beklemek doğru değildir.
Öğretmen, aile ve okul yönetimi birbirine karşı değil, çocuğun geleceği için aynı tarafta olmalıdır.
Bir çocuk problem yaşadığında ilk hedef suçlu bulmak değil, çözüm üretmek olmalıdır.
Gerektiğinde rehber öğretmenler ve alanında uzman kişiler sürece dahil edilmeli, sorun büyümeden çocuğa gerekli destek sağlanmalıdır.
ÇOCUKLARIMIZIN ENERJİSİNE DOĞRU YÖN VERMELİYİZ
Çocuklarımızı yalnızca dersleri, sınavları ve karneleri üzerinden değerlendirmeyelim.
Spor sahaları, sanat atölyeleri, müzik, tiyatro, kütüphaneler, bilim ve teknoloji çalışmaları çocuklarımızın hayatında daha fazla yer bulmalı.
Çünkü çocuklarımızın enerjisini yalnızca bastırmaya değil, doğru alanlara yönlendirmeye ihtiyacımız var.
Her çocuğun içinde keşfedilmeyi bekleyen bir yetenek olduğuna inanmalıyız.
MESELE BİRKAÇ KAVGA DEĞİL, GELECEĞİMİZDİR
Bugün okulda öfkesini kontrol edemeyen, kendisini ifade etmekte zorlanan veya arkadaşına şiddet uygulayan bir çocuğun davranışını yalnızca cezayla çözmeye çalışırsak, asıl nedeni gözden kaçırabiliriz.
Bu nedenle;
Aileler çocuklarına daha fazla zaman ayırmalı.
Eğitimciler desteklenmeli.
Okullarda spor, sanat, kültür ve sosyal faaliyetler artırılmalı.
Çocuklar dijital dünyanın karşısında yalnız bırakılmamalı.
Çocukların kendilerini ifade edebilecekleri güvenli alanlar oluşturulmalı.
Ve en önemlisi, çocuklarımız kendilerini dinleyecek ve anlayacak yetişkinlerin her zaman yanında olduğunu bilmeli.
ÇOCUKLARIMIZI KAYBETMEDEN ONLARA KULAK VERELİM
Bir ülkenin geleceği, çocuklarının gözlerinde başlar.
Onların gözlerindeki umudu kaybedersek, aslında çok daha büyük bir şeyi kaybetmiş oluruz.
Bu nedenle birbirimizi suçlamak yerine aynı sorunun etrafında birleşmeliyiz:
“Çocuklarımız için daha iyisini nasıl yapabiliriz?”
Çünkü bugün çocuklarımızın elinden tutarsak, yarın onlar ülkemizin elinden tutacaktır.
Yüksek İnşaat Mühendisi
Osman Nuri Bakırcı
Kaynak:Esenyurt Haberleri
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN


































Yorum Yazın