Melike Al

Melike Al

Mail: melike.al93@gmail.com

BİZİM SİSTEM Mİ DEĞİŞSİN, ANAYASA Mİ YENİLENSİN? 

Tavuk Mu Yumurtadan, Yumurta Mı Tavuktan? Siyasette ‘Masa’ Kilitlenmesi 

Siyaset kulislerinde yeni anayasa ile sistem reformu tartışması bir kez daha alevlendi. İktidar kanadı "Gelin önce sivil anayasayı birlikte yazalım" çağrısı yaparken, muhalefet "Mevcut sistemin freni yok, önce yetkileri dengeleyelim" resti çekiyor. Peki, çatıyı yenilemeden içerideki düzen değişir mi? 

Bizim memlekette siyaset denince akla gelen ilk şey, hiç şüphesiz "Yumurta mı tavuktan çıkar, tavuk mu yumurtadan?" tadındaki bitmek bilmeyen sistem ve anayasa tartışmalarıdır. Kahvehaneden Meclis kulislerine kadar herkesin cebinde bir reform tarifi var ama mutfağa girip de pişen yemeğin tadına hep birlikte bakmak nasip olmuyor. 

Mevzunun özü aslında gayet basit, ancak siyasal dili o kadar ağdalı ve karmaşık hale getirdik ki milletçe takip ederken başımız dönüyor. 

Muhalefet tarafına bakıyorsunuz; ellerinde devasa bir İngiliz anahtarı, elleri kolları sıvamış halde "Kardeşim bu sistemin ayarları kaçmış, gelin şu direksiyonu, vitesi, denge-denetleme mekanizmasını bir elden geçirelim" diyorlar. 

Aşırı merkezileşmeden, Meclis’in yetkilerinden, freni olmayan bir kamyondan bahseder gibi sitem ediyorlar. Öncelikli talepleri belli: Masaya oturmadan önce yürütmenin yetkileri dengelensin, Meclis'in denetim gücü geri verilsin. 

Diğer tarafa, yani iktidar cephesine dönüyorsunuz; orada da ustalar ellerinde sıfır km bir mimari projeyle bekliyor: "Yahu siz hâlâ motorun yağıyla uğraşıyorsunuz! Bu bina 1982 model darbe yapımı bir garaj. Biz bu binayı temelden yıkıp yepyeni, sivil, gıcır gıcır bir Anayasa çatısı kurmadıkça o motoru bin defa da tamir etseniz bu araba bu yolda yine sarsılır!" 

Yani verilen mesaj son derece net: "Reform mu istiyorsunuz? O zaman buyurun, önce bizim Anayasa masamıza oturun." 

İşte tam bu noktada tam bir "Türk usulü pazarlık" kilitlenmesi yaşıyoruz. İktidar, "Önce yeni evi inşa edelim, eşyaları sonra düzeltiriz" derken; muhalefet, "Biz bu mimarla aynı odaya girip proje çizmeyiz, önce kapının kilidini değiştirin" havasında. 

Biri çatıdan başlamak istiyor, diğeri temelden. 

Biri "Sivil Anayasa olmadan olmaz" diyor, diğeri "Mevcut sistem değişmeden Anayasa konuşulmaz" diye diretiyor. 

Neticesinde olan yine bize, yani ekran karşısında çekirdek çitletip "Acaba bu ay enflasyon düşer mi, kiralar ne olur?" diye bekleyen vatandaşa oluyor. Anayasa metinleri hukuken çok bağlayıcı olabilir ama bizim siyasetçilerin birbirine karşı sergilediği bu "önce sen adım at" nazı kadar bağlayıcı başka bir şey yok. 

Eğer bir gün iki taraf da aynı masada buluşur, hem çatıyı yeniler hem de içerideki sistemi tıkır tıkır çalışır hale getirirse... İşte o gün sadece Anayasa'mız değil, memleketin sinir sistemi de kökten bir reform geçirmiş olacak. O güne kadar: Kemerleri bağlayın, tartışma devam ediyor! 

Facebook Yorum

Yorum Yazın