Üst Reklam 970x90
Melike Al

Melike Al

Mail: melike.al93@gmail.com

Kobani olayı davasında verilen karar

Bugünkü Kobani davası kararlarına geniş bir perspektiften bakmak lazım. Devletin PKK ile mücadelesi 40 yıldır sürüyor. Bu 40 yıl içinde devlet, çok kısa aralıklar dışında hep şahin pozisyonundaydı. Devasa Kürt sorununu daha ağır baskıyla, şiddetle çözebileceğini sandı. Geldiğimiz noktaya baktığımızda bunun tarihi bir yanılgı olduğu apaçık ortada... Buna rağmen güvenlikçi kafa hala işbaşında... Unutamadığım bir sahne var:

Diyarbakır'da Ahmet Türk'ü Can Dündar ziyater etmişti Ahmet Türk ona   12 Eylül öncesi gördüğü işkenceleri, hapiste nasıl fosseptik çukuruna sokulduğunu, hücrede bulaşık suyu içirildiğini, 56 marş ezberletildiğini anlatmıştı. 

Ahmet Türk arabasıyla havaalanına giderken,  onun yolunu yüzü maskeli bir grup çocuk kesmişti. Öfkelilerdi. Örgüt sloganları atıyorlardı. Şoför, arabada Ahmet Türk'ün olduğunu söyleyerek zar zor geçebilmişti.

O zaman Ahmet Türk demişti ki “Görüyorsunuz işte gidişatı”, “Konuşabileceğiniz son kuşak biziz.”

Devlet bir ara bu sese kulak verdi; çözüm için de Ahmet Türk’ü yardıma çağırdı. Adeta, “Ben kendi zulmümden bir nefret dağı yarattım. Baş edemiyorum. Gel sen görüş” dedi. Türk, devletin talebi üzerine Kandil’e, İmralı’ya gitti. Devletin bilgisi dâhilinde barış için görüşmeler yaptı. Diyalog kapısını açtı. Sonra? Sonra devlet, fikir değiştirdi, masayı devirdi ve kendi yardım istediği Ahmet Türk’ü Kandil’e, İmralı’ya gitmekle, örgüte destek vermekle suçladı.

Barış kapısı da böylece kapandı. Kobani davasında 82 yaşındaki Ahmet Türk’e örgüt üyeliğinden 10 yıl hapis cezası verilince bu kısa tarihçeyi hatırladım. Devlet, 40 yıldır sürdürdüğü, iflas etmiş bir güvenlik siyasetinde direnmeye karar verdi bugün… Belki Erdoğan’ın kişisel kininden, belki Devlet Bahçeli’nin şantajından, belki güvenlik bürokrasisinin her türlü diyaloga kapıyı tıkayarak kendi pozisyonunu garantiye alma politikasından…

Devletin birlik ve bütünlüğünü koruma bahanesiyle halkın barış içinde bir arada yaşama umudunu bitirdiler. Karara sevinen varsa bilmeli ki,  Türkiye bu kafanın bedelini insan canıyla, çocuklarının geleceğiyle, dünyadan dışlanmayla, ekonomik çöküşle ödedi, ödemeye devam edecek. Umarım iktidar bloğunda bu son kararın uçuruma giderken gaza basmak anlamına geldiğini görebilenler vardır. Yoksa da... düştüklerinde anlarlar. Çünkü bu karar insanlık adına verilen haksız bir karar ve utanç tır.

Facebook Yorum

Yorum Yazın