Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'e açık mektup
Konu: “Ramazan Genelgesi” Uygulamalarının Okul İklimi, Pedagoji ve Mesleki Barış Üzerindeki Olası Etkileri Hakkında.
Sayın Bakanım,
Milli Eğitim Bakanlığı tarafından 81 ile gönderilen “Ramazan Genelgesi” kapsamında okullarda planlanan etkinlikler ve fiziki düzenlemeler (süslemeler, “Ramazan Sokağı” vb.) hakkında bir vatandaş ve eğitim paydaşı olarak derin endişelerimi paylaşmak isterim.
Okullarımız; din, dil, ırk ve inanç ayrımı gözetmeksizin her çocuğun eşit şartlar altında eğitim aldığı, kendini güvende ve “evinde” hissettiği kamusal alanlardır. Ancak mevcut genelgeyle getirilen yoğun görsel ve sosyal uygulamaların aşağıdaki riskleri barındırdığını düşünmekteyim:
Öğrenci Psikolojisi ve Akran Baskısı: Okul koridorlarının tek bir inancın sembolleriyle donatılması, farklı inançlara sahip veya inancı olmayan öğrencilerde “azınlıkta kalma” ve “dışlanmışlık” hissi yaratabilir. Çocuklar arasındaki “biz ve onlar” ayrımını tetikleyerek akran baskısına zemin hazırlayabilir.
Öğretmenlerin Mesleki Huzuru: Bir eğitim kurumunda öğretmenlerin inançları üzerinden dolaylı bir “sadakat testine” tabi tutulması kabul edilemez. Bu tip uygulamalar, farklı dünya görüşüne sahip öğretmenler üzerinde manevi bir baskı oluşturabilir ve öğretmenler odasındaki çalışma barışını “Müslüman olan ve olmayan” gibi yapay bir ayrışmaya sürükleyebilir.
Eğitimin Tarafsızlığı: Okulun görevi dini bir kimlik inşa etmek değil, evrensel ve bilimsel bilgiyi tüm öğrencilere eşit mesafede sunmaktır. Ramazan kültürü bir “bilgi” olarak derste anlatılabilir; ancak okulu bir ritüel alanına dönüştürecek kadar ileri giden “süsleme” ve “uygulama” faaliyetleri, devletin tarafsızlık ilkesiyle çelişmektedir.
Sayın Bakanım,
Eğitimin temel amacı; her bir çocuğun vicdan hürriyetini korumak ve onları kutuplaşmadan uzak bir iklimde yetiştirmektir. Bu nedenle, okullardaki bu tip faaliyetlerin “bilgi verme” düzeyinde kalmasını, abartılı görsel uygulamalardan kaçınılmasını ve hiçbir öğrenci ya da öğretmenin inancı nedeniyle kendini “öteki” hissetmeyeceği bir ortamın muhafaza edilmesi. Önemlidir.
Eğitimin temel amacı; her bir çocuğun vicdan hürriyetini korumak ve onları kutuplaşmadan uzak bir iklimde yetiştirmektir. Bu nedenle, okullardaki faaliyetlerin bilgi verme düzeyinde kalmasını, abartılı görsel uygulamalardan kaçınılmasını ve hiçbir öğrenci ya da öğretmenin inancı nedeniyle kendini öteki hissetmeyeceği bir ortamın muhafaza edilmesini talep ediyorum. Milli Eğitim Bakanlığı’nın tarafsızlık ve kapsayıcılık ilkelerini koruyacağına olan inancımla, gereğini bilgilerinize saygılarımla arz ederim.














Facebook Yorum
Yorum Yazın