Osman Nuri Bakırcı’dan deprem uyarısı: “Deprem değil, yanlış yapı öldürür!”

CNN Türk Deprem Özel Yayını’nda Fulya Öztürk’ün sorularını yanıtlayan Yüksek İnşaat Mühendisi Osman Nuri Bakırcı, 6 Şubat depremlerinin ardından Türkiye’nin yapı güvenliği gerçeğine dikkat çekti. Bakırcı, yıkımın yalnızca zemin koşullarıyla açıklanamayacağını belirterek doğru projelendirme, zemine uygun temel sistemi, kaliteli malzeme ve etkin denetimin hayati önem taşıdığını vurguladı.
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli depremler, Türkiye’nin deprem gerçeğini bir kez daha bütün ağırlığıyla ortaya koydu. Binlerce binanın dakikalar içerisinde yıkıldığı felakette, şehirler ağır hasar aldı, aileler dağıldı ve telafisi mümkün olmayan can kayıpları yaşandı.
Felaketin en ağır günlerinde deprem bölgesinden yaptığı canlı yayınlarla yaşanan insanlık dramını Türkiye’ye aktaran CNN Türk Özel Haberler Şefi Fulya Öztürk, CNN Türk Deprem Özel Yayını kapsamında Yüksek İnşaat Mühendisi Osman Nuri Bakırcı ile dikkat çekici bir röportaj gerçekleştirdi.
Röportajda yalnızca depremin yarattığı yıkım değil; zemin araştırması, temel sistemleri, taşıyıcı sistem, malzeme kalitesi, işçilik ve yapı denetimi gibi kritik başlıklar da ele alındı.
DEPREMİN SONUCUNU SADECE ZEMİN BELİRLEMİYOR
Deprem sonrasında en çok tartışılan konuların başında zemin koşulları geliyor. Ancak bir binanın güvenliğini yalnızca “zemin sağlam mı?” sorusuyla değerlendirmek yeterli değil.
Osman Nuri Bakırcı, zeminin tek başına suçlanmasının doğru olmadığını belirterek mühendisliğin temel görevinin zemini doğru analiz etmek ve yapıyı bu verilere göre tasarlamak olduğunu ifade etti.
“Sağlam veya çürük zemin diyerek sorumluluğu yalnızca toprağa yükleyemeyiz. Esas olan, zemini bilimsel olarak tanımak ve binayı o zeminin özelliklerine uygun şekilde projelendirmektir.”
Bir başka ifadeyle mesele yalnızca “sağlam zemin” bulmak değil, mevcut zemine uygun ve güvenli bir yapı tasarlamak.
HER PARSELİN KENDİNE ÖZGÜ BİR HİKÂYESİ VAR
Yeryüzündeki bütün zeminler aynı özelliklere sahip değil. Kaya niteliğindeki zeminlerden yumuşak ve gevşek tabakalara, alüvyonlu alanlardan sıvılaşma riski bulunan zeminlere kadar çok farklı koşullar bulunabiliyor.
Bu nedenle zemin araştırmasının yalnızca ruhsat dosyasını tamamlayan bir evrak olarak görülmemesi gerekiyor.
Taşıma gücü, yeraltı suyu seviyesi, oturma davranışı, sıvılaşma ihtimali ve deprem sırasında zeminin gösterebileceği davranış ayrıntılı biçimde incelenmeli.
Elde edilen verilere göre yapının yüksekliği, ağırlığı, taşıyıcı sistemi ve kullanım amacı değerlendirilerek uygun temel sistemi belirlenmeli.
Yan yana bulunan iki parselin dahi aynı zemin özelliklerine sahip olduğu varsayılmamalı. Her proje için gerekli zemin araştırması kendi parseline özgü olarak yapılmalı.
BİNA GÜVENLİĞİ TEMELDEN BAŞLIYOR
Bir yapının deprem güvenliği, binanın dış cephesinden veya dairesinin iç dekorasyonundan anlaşılmaz.
Vatandaş satın aldığı evin mutfağını, zemin kaplamasını, pencerelerini ve manzarasını görebilir. Ancak binanın temelinde hangi malzemenin kullanıldığını, ne kadar donatı bulunduğunu veya betonun gerçek dayanımını çıplak gözle değerlendiremez.
Bu nedenle temel imalatının mühendislik hesaplarına uygun gerçekleştirilmesi büyük önem taşıyor.
Zemin koşullarına göre radye temel, kazıklı temel, fore kazık ve çeşitli zemin iyileştirme yöntemleri gibi farklı çözümler uygulanabiliyor.
Buradaki kritik nokta, her binaya aynı temel sisteminin uygulanması değil; zeminin ve yapının özelliklerine göre doğru mühendislik çözümünün geliştirilmesi.
AYNI DEPREMDE NEDEN BİR BİNA YIKILDI, DİĞERİ AYAKTA KALDI?
6 Şubat depremlerinin ardından kamuoyunun en fazla sorduğu sorulardan biri de aynı bölgede bulunan binaların neden farklı sonuçlarla karşılaştığı oldu.
Aynı sokakta bulunan iki binadan biri ağır hasar alırken diğerinin ayakta kalması, yapı güvenliğinin çok sayıda değişkenin bir araya gelmesiyle oluştuğunu gösteriyor.
Bunda;
Yapının tasarlandığı dönemin yönetmeliği,
Zemin araştırmasının niteliği,
Temel sisteminin seçimi,
Taşıyıcı sistemin tasarımı,
Kolon ve kirişlerin boyutları,
Beton dayanımı,
Donatı miktarı ve uygulaması,
İşçilik kalitesi,
Şantiye kontrolü,
Sonradan yapılan tadilatlar,
Taşıyıcı sisteme yapılan müdahaleler,
Yapıya sonradan eklenen yükler
gibi birçok unsur etkili olabiliyor.
Dolayısıyla bir binanın deprem karşısındaki performansı tesadüfe bırakılabilecek bir konu değil.
BETON VE DEMİRDEKİ KÜÇÜK HATA, BÜYÜK BİR RİSKE DÖNÜŞEBİLİR
Taşıyıcı sistemin güvenliği yalnızca projeye bağlı değil. Projenin sahada eksiksiz uygulanması da en az tasarım kadar önemli.
Kolon ve kirişlerde projede öngörülenden daha az donatı kullanılması, etriye aralıklarının değiştirilmesi, donatıların hatalı bağlanması veya betonun uygun olmayan koşullarda dökülmesi yapının deprem performansını olumsuz etkileyebilir.
Özellikle kolon-kiriş birleşim bölgelerinde yapılan uygulama hataları ciddi sonuçlar doğurabilir.
Bakırcı’nın vurguladığı temel yaklaşım ise oldukça net:
“Projede gösterilen bir demiri eksiltmek yalnızca maliyetten tasarruf etmek değildir; binada yaşayacak insanların güvenliğinden eksiltmektir.”
İnsan hayatının söz konusu olduğu yapılarda “Bir şey olmaz” anlayışının kabul edilmemesi gerekiyor.
ZEMİN KATTAKİ MÜDAHALELER BÜTÜN BİNAYI ETKİLEYEBİLİR
Depremlerde özellikle zemin katları dükkân, mağaza veya otopark olarak kullanılan bazı yapılarda ağır hasarlar görülmesi, “yumuşak kat” konusunu yeniden gündeme getirdi.
Üst katlarda çok sayıda bölme duvar bulunurken zemin katta geniş ticari alan oluşturmak amacıyla taşıyıcı sistemin değiştirilmesi, yapının deprem davranışını olumsuz etkileyebilir.
Bunun yanı sıra kolonların kesilmesi, taşıyıcı duvarların kaldırılması veya projeye aykırı tadilat yapılması yalnızca tek bir daireyi ya da iş yerini ilgilendiren bir sorun değildir.
Taşıyıcı sisteme yapılan müdahale, binada yaşayan herkesin hayatını riske atabilir.
DENETİM İMZADAN İBARET OLMAMALI
Yapı güvenliğinin en önemli halkalarından biri de denetim.
Ancak denetimin yalnızca evrakların tamamlanması veya belgelerin imzalanmasıyla sınırlı kalmaması gerekiyor.
Zemin araştırmasından temel imalatına, donatı yerleşiminden beton dökümüne kadar kritik aşamaların sahada kontrol edilmesi gerekiyor.
Beton numunelerinin uygun yöntemlerle alınması, kullanılan malzemelerin kontrol edilmesi ve projeye aykırı uygulamaların zamanında tespit edilmesi büyük önem taşıyor.
Bakırcı’nın dikkat çektiği anlayışa göre denetimin amacı, bina tamamlandıktan sonra hata aramak değil; hata oluştuğu anda müdahale ederek daha büyük sonuçların önüne geçmek.
AZ KATLI BİNA HER ZAMAN GÜVENLİ DEĞİL
Deprem tartışmalarında sık sık yatay yapılaşma gündeme geliyor.
Daha düşük katlı yapılaşma bazı bölgelerde önemli bir şehircilik tercihi olabilir. Ancak binanın yalnızca kat sayısını azaltmak tek başına deprem güvenliği anlamına gelmiyor.
Mühendislik kurallarına uygun yapılmayan iki katlı bir yapı da depremde ağır hasar görebilir. Buna karşılık doğru tasarlanmış, uygun malzemelerle inşa edilmiş ve etkin biçimde denetlenmiş çok katlı bir yapı da deprem yönetmeliğinin gerektirdiği performansı gösterebilir.
Asıl mesele binanın kaç katlı olduğu kadar; hangi zeminde, hangi projeyle, hangi taşıyıcı sistemle ve hangi kalite standartlarıyla inşa edildiğidir.
OKUL VE HASTANELERDE KRİTİK KRİTER: DEPREM SONRASI HİZMET
Deprem güvenliği söz konusu olduğunda okullar, hastaneler ve diğer kamu yapıları ayrı bir önem taşıyor.
Çünkü bu yapıların yalnızca deprem sırasında yıkılmaması değil, deprem sonrasında da hizmet vermeye devam edebilmesi gerekiyor.
Okullar çocukların güvenliği açısından, hastaneler ise afet sonrasında yaralıların tedavisi açısından kritik öneme sahip.
İtfaiye, emniyet, haberleşme ve afet yönetim merkezleri de deprem sonrasında kesintisiz çalışabilmeli.
Bu nedenle mevcut kamu binalarının deprem performanslarının bilimsel yöntemlerle değerlendirilmesi, risk taşıyan yapıların güçlendirilmesi veya gerekli durumlarda yeniden inşa edilmesi büyük önem taşıyor.
FULYA ÖZTÜRK SAHADAKİ GERÇEĞİ, BAKIRCI MÜHENDİSLİK BOYUTUNU ANLATTI
Fulya Öztürk, 6 Şubat depremlerinin ardından bölgedeki insanlık dramını, arama kurtarma çalışmalarını ve vatandaşların yaşadığı büyük acıyı ekranlara taşıdı.
Osman Nuri Bakırcı ise yaşanan yıkımın teknik açıdan değerlendirilmesi ve aynı hataların yeniden yaşanmaması gerektiğine dikkat çekti.
İki farklı mesleki bakışın buluştuğu röportajın ortak mesajı ise Türkiye'nin deprem gerçeğine karşı daha güvenli bir yapı anlayışına geçmesi gerektiği yönünde oldu.
Depremi önlemek mümkün değil. Ancak deprem sırasında yıkılmayacak yapılar üretmek mümkün.
Bunun yolu ise bilimden, mühendislikten, kaliteli malzemeden, doğru uygulamadan ve tavizsiz denetimden geçiyor.
YENİ BİNALAR YAPMAK YETMEZ, ESKİ HATALARI DA ORTADAN KALDIRMAK GEREK
6 Şubat depremleri Türkiye'ye yalnızca yeni binalar inşa etmenin yeterli olmadığını gösterdi.
Asıl mesele, yıkılan yapıların neden yıkıldığını doğru biçimde ortaya koymak, sorumluluk zincirini belirlemek ve aynı hataların gelecekte tekrarlanmasını önlemek.
Güvenli yapılaşma; zemin etüdünden başlayan, projelendirme ile devam eden, temel ve taşıyıcı sistem uygulamasıyla şekillenen, kaliteli malzeme ve işçilikle güçlenen, bağımsız ve etkin denetimle tamamlanan bir süreç.
SON SÖZ: GÜVENLİ BİNA BİR TERCİH DEĞİL, İNSAN HAYATINA KARŞI SORUMLULUKTUR
6 Şubat depremlerinde kaybedilen canları geri getirmek mümkün değil.
Ancak yaşananlardan ders çıkarmak ve gelecekte benzer acıların yaşanmasını önlemek mümkün.
Osman Nuri Bakırcı’nın röportajda öne çıkan değerlendirmelerinin temelinde de bu anlayış bulunuyor:
Zemini doğru tanımak, yapıya uygun temel sistemini belirlemek, projeyi eksiksiz uygulamak, kaliteli malzeme kullanmak ve denetimi tavizsiz yapmak.
Çünkü bir binanın gerçek değeri yalnızca metrekaresi, cephesi veya manzarasıyla ölçülmez.
Bir binanın asıl değeri, deprem olduğunda içerisinde yaşayan insanları koruyabilmesidir.
Deprem doğanın gerçeğidir. Güvenli ya da güvensiz bina yapmak ise insanın tercihidir.
Her doğru zemin araştırması, her eksiksiz temel, her doğru uygulama ve her gerçek denetim, gelecekte kurtarılabilecek bir insan hayatı anlamına geliyor.
Kaynak:Esenyurt Haberleri
- 0SEVDİM
- 0ALKIŞ
- 0KOMİK
- 0İNANILMAZ
- 0ÜZGÜN
- 0KIZGIN


































Yorum Yazın